10.000 Saat Kuralını Çocuğuma Yeterince Anlattım mı?

28.03 blog görseli (1)
Okullarda egosu şişirilmiş ,özgüveni fazlasıyla yüksek çocuk gözlemliyoruz. Peki çaba göstermenin önemi ve kaçınılmazlığı bu çocuklara ne kadar veriliyor? Hangi duygu/düşünceler öğrencilerimizde, çocuğumuzda başarı isteğini yaratacak? Çevremiz çok “para” harcansa da başarısız olan proje çocuklarla dolu. Bir çocuğu başarılı ya da başarısız bir hayat yaşamaktan ayıran kırılma anları hangi zamanlarda yaşanıyor?

Belki de insanlık tarihi kadar eski bir sorudan bahsediyoruz. Abarttığımı düşünenler herhangi bir antropologla konuşabilirler. Evrimimiz bize soyumuzun devamını emrettiği kadar, soyun başarılı devamını da emrediyor. O yüzden anne aslan, yavrusunun kendi başına avlanabildiğini görene kadar onu yanında tutuyor ve bildiği her şeyi öğretmeye çalışıyor. Bir ebeveynsek ancak bizden sonra gelenler hayatta başarılıysa kendimizi başarılı hissediyoruz.. Hayat başarısı bazılarımıza göre çocuğumuzun mutlu bir hayat yaşaması, bazılarımıza göreyse istediği işi yapması. Ama kendimizi kandırmayalım . Çoğunluğumuz başarıdan, herhangi bir alanda, düzgün bir gelir getiren, sürdürülebilir bir kariyeri anlıyor.Her ne kadar buna itiraz etsem de şimdilik buradan devam edelim.

Eğer soru tarih kadar eskiyse cevaplar da sonsuz çeşitlilikte. Size bugün benim de sıklıkla referanslar verdiğim bir araştırmacının –Malcolm Gladwell’in “Outliers – Çizgi Dışındakiler“* kitabındaki bazı “cevaplarından” bahsetmek istiyorum.
Eğer bir cevap arıyorsanız olabilecek en garanti yollardan biri geçmiş örneklere bakmak. Elbette nereye bakacağınız biliyorsanız. Tarih boyunca başarılı olmuş insanlara baktığımızda onların hayatlarını genelde kendi inancımızı destekleyecek şekilde yorumlarız. Başarı kıstası olarak en çok rastlanan cevaplar üstün yetenek , zeka, şans , sebat olur. ( Türkiye’de bunlara torpil ve kayırma da ekleniyor) . Bunların hiçbiri de hatalı olmaz tahminen. Peki hepimizin çevresinde olan “çok zeki ama bir türlü hak ettiği başarıyı yakalayamamış” kişileri ne yapacağız? İşte Gladwell’in kitabında bahsettiği 10,000 saat kuralı da tam olarak burada devreye giriyor.

Gladwell tarih boyunca başarılı insanları araştırdığında birçok ortak noktayla birlikte 10,000 saatlik bir benzerlik bulmuş. 10,000 saatten anladığımız şu; herhangi bir alanda derinlemesine ve çeşitlenen bir şekilde uzmanlığınızı arttıracak vakti kendinize tanımanız ve toplamda ne kadar zaman alacağına bakmadan ( kimileri için 5 yılda, kimileri için 20 yılda tamamlanan bir zamandan bahsediyoruz) o vakti o uzmanlığa vakfetmek. Hayat her zaman olduğu gibi bu sürenin herhangi bir yerinde vazgeçenleri yazmıyor ama size bu zamanı verenlerin birkaçını söylersem içlerinden mutlaka tanıdıklarınız çıkacaktır: Steve Jobs, Larry Bird, Bill Gates ya da çok tahmin etmeseniz de Beatles grubu.

Birçok uzmanın birleştiği bir konu var Beatles’la ilgili . Liverpool’da sıradan bir bar grubu iken şanslı /garip bir teklifle karşılaşıyorlar. Bir menajer Almanya /Hamburg’da yeni türeyen, 24 saat açık ve her nedense canlı müzik talep eden striptiz barlarda çalması için İngiltere’de bar grupları bulmak üzere yola çıkar. Heyecanlı ,istekli ama çalacak bar bulmakta zorlanan grup elemanları hevesle bu teklifi kabul ederler. Bu macera 2 yıldan fazla sürer ve belki size çılgınca gelecek ama günde 10-12 saat aralıksız performans yaparlar. Bin saatler boyunca canlı performans, alternatif melodiler gibi alanlarında kendilerini geliştirirler. Herhalde en önemlisi de dinleyicinin ne istediğini ,basit de olsa sizi ele geçiren melodinin ne olduğunu bu sayede test edebildiler. İtirazı olanları duyar gibiyim : . “Yetenekli olmasalardı bu başarıyı elde edebilir miydi? Peki sizce o yıllarda İngiltere’deki en yetenekli müzisyenler Beatles grubunda mı toplanmıştı? Ya da “ O şanslı teklifi almasalardı bunları yapamazlardı” diyebilirsiniz. Ben de o dönem onlarca grubun bu çağrıya uyarak Hamburg’a gittiğini ama sadece Beatles grubunun o zor çalışma koşullarına rağmen işi bırakmayıp devam ettiğini anlatabilirim.
Kitapta çok fazla başarılı insan örneğinde bu ortak noktayı görebiliyorsunuz ya da siz de çevrenizde başarılı addettiğiniz kişileri biraz düşünürseniz onların kişisel 10,000 saatlerini bulabilirsiniz. Başarıya giden kariyerlerde elbette tek cevap bu kural değil ama sizi lise yıllarında mantık derslerinde duyduğunuzu bir şeyi tekrarlarsam .”10,000 saat kuralı başarı için yeter koşul değil ama gerek koşuldur.”

Peki 10,000 saat kuralını uygularken ya da önerirken nelere dikkat edeceğiz? Kısaca;

1) Tekrardan Kaçınmak : Belki o hikayeyi duymuşsunuzdur. 20 yıllık tecrübesi ile övünen ayakkabı tamircisi ve çırağı. Çırak bir süre sonra anlar ki ustası aslında bir yıllık tecrübeyi 20 yıldır tekrar etmektedir. Eğer kişisel gelişim isteği ve yeniliklere açık bir tutumunuz yoksa hayatınızın boşa giden 10,000 saatinden bahsedebiliriz.

2) Doğru alan ve zamanlama: Şu anda eğitimcilerin en çok duyduğu araştırmalar yakın gelecekte yok olacak mesleklerle ilgili. Bu alanda yapılmış bir araştırmaya göre** sadece bilişimin gelişmesiyle yok olacak mesleklere örnek olarak satış temsilciliği, muhasebeciliği, emlakçılığı sayabiliyoruz. Ben şahsen artık almayı düşündüğüm elektronik eşyaları mağazada gördüğüm anda mutlaka internetten fiyatını kontrol ediyorum. Anlatmaya çalıştığım şu; ben bilgiye bu kadar kolay erişebilirken ,karşımdaki elemanın attığı “tezgah”ın güzelliği ya da bu alandaki becerisi beni ilgilendirmiyor. Yönlendiğiniz alanın geleceği ve zamanlamanız hayati önemde.

3) Hiç kimse sevmediği bir alanda 10,000 saat harcamaz: Ya da harcamamalıdır. Herhalde en kolay görünen ama bulması en zoru bu. Burada salt geçici bir hevesten bahsetmiyoruz, 10,000 saatinizi gönüllü bir şekilde verecek kadar bir içsel motivasyon söz konusu. Burada biz yetişkinlerin yapması gereken; çocuklarımızı olabildiği kadar çok ilgi alanıyla tanıştırmak ve tepkilerini iyi gözlemlemek. Unutmayın, tek yol onun gönüllü olması, sizin onda görmeyi hayal ettiğiniz bir alanda onu zorlamak hiçbir işe yaramayacaktır.

Turgay Ülgen

Eğlenceli BilimTM Kurucu Ortağı

*Outliers (Çizginin Dışındakiler) Malcolm Gladwell –MediaCat Yayıncılık
**”The Future of Employment: How Susceptible are Jobs to Computerization” – C.Frey & M. Osbourne

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir